Çeviri_TavsiyeleriKelime Kullanımı

Sorun “BU”

Dr. Öğr. Üyesi A. Nursen DURDAĞI

Sakarya Üniversitesi Çeviribilim Bölümü

Hangi dilde olursa olsun, yazı yazabilmek bir sanattır. Kalemle veya tuşlar yardımıyla harfler veya onlara bürünerek, önce sözcük sonra da tümcelere iz düşümlerini yansıtan, his, görüş, istek, beklenti vb. düşüncelerin sığınağı yazılar, böylece söylemi eyleme dönüştürürler. Yazıya bürünen şeyler, hangi amaçla, niçin, kime, neden yazıldığının rahatlıkla anlaşılmasının yanı sıra, anlatıldığı dilin, dil kullanımını en güzel haliyle göstermesi bakımından da önemlidirler. Yazanın, yazdığı içeriği önemsemesi kadar, diline saygılı davranması, anlatım zenginliğini koruması hatta daha da genişletmesi de bir o kadar elzemdir.

Kendi dilinde yazmalar veya çevirilerde yapılan bir dizi anlatım bozuklukları, yazım ve ifade kusurlarına dikkat çekerek, farkındalık yaratmak adına oluşturulan bu metinle öncelikle okur ve yazarlara ayna tutularak söylemlerini, yazımlarını nasıl, hangi alışkanlıklarla şekillendirdiklerine bakmalarını sağlamak, dile duyarlı olup olmadıklarına bakmalarını sağlamak istenmiştir. Aynı sıfat ve zamir seçimiyle olmasa da hangi gözde kelime ve üslupla benzer tekrarları yaparak metinlerini nasıl özensiz yazılara dönüştürdüklerini görmeleri ve sonraki yazımları ve çevirilerinde tekrar hatasına düşmemeleri, farkına vardıkları hatalarını bir nebze de olsa düzeltmelerini sağlamaktır amaçlanan. Alman çeviribilimcilerinden, C.Sinner    Indem ich übersetze, übernehme ich Verantwortung[1] adlı makalesinde; “…çevirmen sadece KD’e  değil kendi diline karşı da sorumludur…” , demektedir. Sorumluluk, sırf ED özelliklerinin yerinde kullanımıyla sınırlı değildir.  Kanımca, dilin kullanımı ve gelişimi adına sorumluları da çevirmenlerle sınırlamak yerine tüm yazı yazanlara genişletmek sağlıklı olandır.

“BU” nun yazıya konu edinilmesinin nedeni, sorumluluk bilinciyle kusurlu kullanımlara duyarsız kalmayarak son zamanlarda dergi ve gazetelerde olduğu kadar akademik yayınlarda da sık sık karşılaşılmasından ötürü, inisiyatif almaktır. Birçok farklı ifade ve yazım sorununun yanı sıra özellikle aşağıda verilen örneklerde de görüleceği üzere, yazıları kaleme alanlar, bazen okudukları veya yaptıkları çevirilerin etkisinden olsa gerek, İngilizcedeki -this- ve Almancadaki -dies-diese-dieser- diesen- dieses- diesem ve das’ın karşılığı Türkçede yalnız “BU” olduğu için öncelikle KM bağlı kalmalarından sonra da kendi dillerinde cümle geçişlerini ve ifadelerini vurgulamak amacıyla olsa gerek sıklıkla “BU” na başvurmaktadırlar.

BU’ nun kullanım alanlarını TDK aşağıdaki gibi vermektedir:

  1. Sıfat. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz “Hiçbiri bu çocukların eline su dökemez.” A. Ümit
  2. Zamir. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan söz “Oysa bizi bekleyen yaşam bu değildi.” R. Mağden

Ancak örneklerde de görüleceği üzere, BU yalnızca TDK’nin tanımladığı şekillerde kullanılmakla kalmayıp özel bir vurgu işlevi de üstlenmiştir. Tüm kullanım türlerinin art arda gelmesi ve kısacık bir paragrafta üç beş kez karşılaşılması dilin anlatım özelliklerinin kısırlaştırılmasına ve ifade zenginliğinin yok sayılmasına yol açmaktadır. Yazının hiçbir şekilde kişileri ve yazdıklarını küçümseme olmadığının altını çizme gereği vardır. Genelde yazılar oluşturulurken kafada şekillendiği haliyle değil de metne dönüştüğünde sözcüklerin sıralanışıyla örtüşmediği halde insan aklındakini kâğıtta görür. Okur geri bildirimde bulunmadığı sürece de farkına varılmaz.

İlk örneği oluşturan çalışma, akademik bir araştırma neticesinde kaleme alınmış. KM Almanca da yukarıda da sıralanan sıfat ve gönderme zamirlerinin tümü Türkçe de verilmek durumunda kalınmış, yetmemiş yazarın kendi kurmaya çalıştığı cümlelerin bağlaç görevi de aynı iki harfe yüklenince bahsedilen manzara ortaya çıkmıştır. Örnekler ve öneriler karşılaştırma ve üst bakış kolaylığı sağlaması bakımından yan yana verilmiştir.

 

BU’lu örnekler Düzeltme Önerileri
Bu anlamda bu çalışmada, yorumbilimin geçmişinden bugüne yapılan tartışmaları, felsefi yorumbilim ve yöntemsel yorumbilim olarak ikiye ayırma yaklaşımı benimsenmiştir. Bu iki yaklaşım gerçekte bir yorumsal sürecin tamamlanmasının iki aşaması olmakla birlikte, bu tezde yorumdan kastedilen daha çok felsefi yorumbilimdir.(DT) Bu anlamda yapılan çalışmada, yorumbilimin geçmişinden bugüne gelen tartışmaları, felsefi yorumbilim ve yöntemsel yorumbilim olarak ikiye ayırma yaklaşımı benimsenmiştir. Her iki yaklaşım gerçekte bir yorumsal sürecin tamamlanmasının iki aşaması olmakla birlikte, tezde yorumdan kastedilen daha çok felsefi yorumbilimdir.
Birey konumunda bulunan çevirmenin ise kendi birikimleri doğrultusunda kaynak kültürü algıladığı ve yine kendi birikimleri doğrultusunda erek kültüre aktardığı söylenebilir. Bu algılama ve aktarma süreci çevirmenin çeviri sürecindeki kararları olarak da düşünülebilir. Bu kararlar kimi zaman çeviriye eklemelere götürür, kimi zaman ise eksiltmelere. (MT)

 

Birey konumunda bulunan çevirmenin ise kendi birikimleri doğrultusunda kaynak kültürü algıladığı ve yine kendi birikimleri doğrultusunda erek kültüre aktardığı söylenebilir. Bahsedilen algılama ve aktarma süreci çevirmenin çeviri sürecindeki kararları olarak da düşünülebilir. Bu kararlar kimi zaman çeviriye eklemelere götürür, kimi zaman ise eksiltmelere. (MT)

 

Sosyal ilişkilerde kadın erkek ayrımının öncesinde bu ayrıma etki eden birtakım durumlar mevcuttur. İnsan doğduğu andan itibaren kendisini sosyal ortamında içinde bulur ve çocukluk yaşlarından başlayarak bu sosyal ortamın içerisinde kendini diğerlerinden farklı biri olarak algılar dahası bu algılar dahilinde ortamda sosyal davranışlara tepkiler vererek bir takım var olma eylemleri gerçekleştirir. Aslında cinsiyet kavramı tam olarak burada kendisine yer bulur. Kişi bu ortamda kendisini gerçekleştirmeye yönelik davranışlar sergiler ve varlığını devam ettirebilmesi için gerekli olan araçları öğrenir ve hem kendisini hem de diğerlerini (kendisi dışında olan tümünü) anlamlandırmaya çalışır. Bu sosyal ortamda yaşamı boyunca gerçekleştireceği eylemleri tüm bu anlamlandırmaya dayalı algıya göre değerlendirir. (BT) Sosyal ilişkilerde kadın erkek ayrımının öncesinde bu ayrıma etki eden birtakım durumlar mevcuttur. İnsan doğduğu andan itibaren kendisini sosyal ortamında içinde bulur ve çocukluk yaşlarından başlayarak aynı sosyal ortamın içerisinde kendini diğerlerinden farklı biri olarak algılar dahası söz konusu algılar dahilinde ortamda sosyal davranışlara tepkiler vererek birtakım var olma eylemleri gerçekleştirir. Aslında cinsiyet kavramı tam olarak burada kendisine yer bulur. Kişi o ortamda kendisini gerçekleştirmeye yönelik davranışlar sergiler ve varlığını devam ettirebilmesi için gerekli olan araçları öğrenir ve hem kendisini hem de diğerlerini (kendisi dışında olan tümünü) anlamlandırmaya çalışır. Bahsi geçen sosyal ortamda yaşamı boyunca gerçekleştireceği eylemleri tüm bu anlamlandırmaya dayalı algıya göre değerlendirir. (BT)
Bu yüzden “çıktı tasarımı” benim bir tasarımda en çok uğraştığım bölgeler olmuş hatta bu bir hastalık bile olmuş bende. Yakın zamanda görsel duyular uzmanlarına gitmem gerekebilir, bana biri hatırlatırsa çok iyi olur! Çevremde bana bunu hatırlatacak insan çok az olduğu için kendi çıkarıma geliştirdiğim takvimime not etmem daha iyi olacak. Outlook’a bile güvenmediğimi fark edenler, şu an itibarıyla kendi kişisel yapılacaklar projesini geliştirsinler bence. [2] 

Eskiden olsa bir kadının bilgisayarı en az 20 kg olacağı için, bu kadının hangi durumlarda bu yazılımı çalıştıracağı ve nasıl bir ortamda olacağını tahmin etmemiz zor olmazdı. Şimdi ise insanlar her yerde ve ben inanıyorum ki, kesinlikle doğru bir zamanda mezun oluyorum. Ben, evinde oturan ya da ofisinde oturup pencere camından hava tahmini yapan insanlara yazmıyorum bu kodları. “Ben bittim” denildiği anda gülen ve “Al buradan başla” diyen bir günün, yeni doğan programlarının içeriğinde yer almaktan mutluyum.

 

Dolayısıyla “çıktı tasarımı” benim bir tasarımda en çok uğraştığım bölgeler olmuş hatta bu bir hastalık bile olmuş bende. Yakın zamanda görsel duyular uzmanlarına gitmem gerekebilir, bana biri hatırlatırsa çok iyi olur! Çevremde bana bunu hatırlatacak insan çok az olduğu için kendi çıkarıma geliştirdiğim takvimime not etmem daha iyi olacak. Outlook’a bile güvenmediğimi fark edenler, şu an itibariyle kendi kişisel yapılacaklar projesini geliştirsinler bence.

 

Eskiden olsa bir kadının bilgisayarı en az 20 kg olacağı için, aynı kadının hangi durumlarda söz konusu yazılımı çalıştıracağı ve nasıl bir ortamda olacağını tahmin etmemiz zor olmazdı. Şimdi ise insanlar her yerde ve ben inanıyorum ki, kesinlikle doğru bir zamanda mezun oluyorum. Ben, evinde oturan ya da ofisinde oturup pencere camından hava tahmini yapan insanlara yazmıyorum bu kodları. “Ben bittim” denildiği anda gülen ve “Al buradan başla” diyen bir günün, yeni doğan programlarının içeriğinde yer almaktan mutluyum.

Ancak kısa süre önce Blizzard firma yetkilileri, Windows XP ve Vista işletim sistemlerinde çevrimiçi oyun desteğinin kesildiğini söyleyerek XP ve Vista kullanıcıları tarafından tepki görse de Blizzard bu kararından geri adım atmamıştı. Ancak geçtiğimiz gün bu kararını yenileyen Blizzard, bu kararın Eylül ayından itibaren başlayacağını ve bahsedilen işletim sistemini kullananların Eylül’e kadar işletim sistemlerini güncellemesi gerektiğini söyledi[3].  Ancak kısa süre önce Blizzard firma yetkilileri, Windows XP ve Vista işletim sistemlerinde çevrimiçi oyun desteğinin kesildiğini söyleyerek XP ve Vista kullanıcıları tarafından tepki görse de Blizzard bu kararından geri adım atmamıştı. Ancak geçtiğimiz gün bu kararını yenileyen Blizzard, aynı kararın Eylül ayından itibaren başlayacağını ve bahsedilen işletim sistemini kullananların Eylül’e kadar işletim sistemlerini güncellemesi gerektiğini söyledi.
Bu nedenle özne (Rukiye) işaretleme dışında bırakılmıştır. İkinci olarak, 2. üyenin biçim birimsel özelliği, yani adlaşmış bir eylemden oluşan bir tümcecik olması projemiz için önemlidir. Bu tür yan tümceciklerden oluşan üye/ler Türkçe’de pek çok bağlacın sergilediği bir yapıdır. Böyle sık görülen bir yapının gözden kaçırılmaması için adlaşmış yapıların bağlaç üyesi olarak seçilmesine karar verilmiştir. Bu karar[4]…..  Dolayısıyla özne (Rukiye) işaretleme dışında bırakılmıştır. İkinci olarak, 2. üyenin biçim birimsel özelliği, yani adlaşmış bir eylemden oluşan bir tümcecik olması projemiz için önemlidir. Bu tür yan tümceciklerden oluşan üye/ler Türkçede pek çok bağlacın sergilediği bir yapıdır. Böyle sık görülen bir yapının gözden kaçırılmaması için adlaşmış yapıların bağlaç üyesi olarak seçilmesine karar verilmiştir. Aynı karar…..
Çeviribilimin yeni bir dal olarak ortaya çıkmasından sonra, çevirinin tanımı, yöntemi, türleri, diğer bilimlerle olan ilişkisi, çevirinin yabancı dil eğitimindeki yeri, çeviri kültür ilişkileri vb. konularda bilimsel olarak henüz tam bir fikir birliği sağlanamamaktadır. Bu durum çok çeşitli fikirlerin ortaya çıkmasının yanı sıra, sonuca varma aşamasında çeşitli zorlukları da beraberinde getirmektedir. Ancak ortaya çıkan her yeni görüş ve zorluklar aynı zamanda bu bilimin gelişmesine katkı da sağlamaktadır. Sosyal ve kültürel faktörlerin, çeviri aşamasında önemli roller oynadığı bu fikirlerden ve yapılan çalışmalardan hareketle ortaya çıkmıştır. Bu faktörlerin ulusal ve uluslararası kültürlerin birbirine yakınlaşmasında ne derece rol oynadığı, bu rollerin olumlu, olumsuz ve çevirmene yardımcı veya zorlaştırıcı etkilerinin yanı sıra değişik kültürlerin ortaya çıkarılmasında çevirinin rolü, bu makalede irdelenmeye çalışılmıştır.[5]

 

 

Çeviribilimin yeni bir dal olarak ortaya çıkmasından sonra, çevirinin tanımı, yöntemi, türleri, diğer bilimlerle olan ilişkisi, çevirinin yabancı dil eğitimindeki yeri, çeviri kültür ilişkileri vb. konularda bilimsel olarak henüz tam bir fikir birliği sağlanamamaktadır. Bu durum çok çeşitli fikirlerin ortaya çıkmasının yanı sıra, sonuca varma aşamasında çeşitli zorlukları da beraberinde getirmektedir. Ancak ortaya çıkan her yeni görüş ve zorluklar aynı zamanda söz konusu bilimin gelişmesine katkı da sağlamaktadır. Sosyal ve kültürel faktörlerin, çeviri aşamasında önemli roller oynadığı bahsi geçen fikirlerden ve yapılan çalışmalardan hareketle ortaya çıkmıştır. Aynı faktörlerin ulusal ve uluslararası kültürlerin birbirine yakınlaşmasında ne derece rol oynadığı, dolayısıyla rollerin olumlu, olumsuz ve çevirmene yardımcı veya zorlaştırıcı etkilerinin yanı sıra değişik kültürlerin ortaya çıkarılmasında çevirinin rolü, hazırlanan makalede irdelenmeye çalışılmıştır.

 

Bu aşamada üniversitelerde yer alan çeviribilim bölümleri eğitim ve araştırma arasında bocalamakla birlikte alanın disiplinlerarası özelliği birini diğerine tercih etme olanağını ortadan kaldırır. İşte bu nedenle beş bölümden oluşan bu yapıtta çeviri işlemleri ve çeviribilim araştırmaları birbirini bütünleyici bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Çeviribilimsel terimlerle süreç odaklı ve ürün odaklı araştırmalar birbirini tamamlayıcı bir şekilde ele alınmıştır.[6] Bu aşamada üniversitelerde yer alan çeviribilim bölümleri eğitim ve araştırma arasında bocalamakla birlikte alanın disiplinlerarası özelliği birini diğerine tercih etme olanağını ortadan kaldırır. Dolayısıyla beş bölümden oluşmak üzere düzenlenen yapıtta çeviri işlemleri ve çeviribilim araştırmaları birbirini bütünleyici bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Çeviribilimsel terimlerle süreç odaklı ve ürün odaklı araştırmalar birbirini tamamlayıcı bir şekilde ele alınmıştır.

 

 

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi Türkçedeki diğer bağlaç türlerinden farklı olarak ‘BU’ yönlendirmeden ziyade bir tür destekleme, çeşitlendirme görevi ile kullanılıyor. Neticede dile katkı sağlamaktan ziyade daha da basitleştirerek dildeki derinliği yok ediyor.  Hal böyle olunca da akla şu soru geliyor. Acaba dilin doğru düzgün kullanılması mı unutuldu? Yoksa, teknoloji ile kontrol edilemeyen bir hıza ulaşan yaşam biçimleri, iş teslim baskısı insanları, bir şeylere yetişme kaygısı içerisinde dili önemsememeye ve basit ifadelerle geçiştirmeye mi itiyor?

Ya da dili güzel kullanmak sadece Türk Dili ve Edebiyatı mezunlarına özgü bir şey midir? Ortak paydası dil, yazı ve yazım olan tüm sektörlerde dile aynı güzellikte hâkim olunamaz mı?

Doğru olan görsel, işitsel, yazınsal alanların tümünde dilin özenle öğrenilip kullanılmasıdır. Özellikle de bahsedilen alanların tümünde olduğu gibi Çeviribilim bölümlerinde de kendi dilinin incelikleri ve güzelliklerini pekiştirmek amaçlı alanında uzman bir Edebiyatçı ve Dilbilimci tarafından ders verilmesi kaçınılmazdır.  Öğretim programlarına dahil edilecek bir dersle Z-neslinin önceki nesillere oranla kolayına kaçtığı dil kullanımı nispeten olgunlaştırılabilecektir. Önceki nesillerde, gelişen teknolojiler ve bilgi çağının sunduğu diğer tüm nimetler aracılığı ile bahsedilen bilgileri edinebilecekler, alışkanlığa dönüştürdükleri uygun olmayan kullanımlarını düzeltme olanağına kavuşacaklardır.

Gençlerin yaygın şekilde kullandıkları “atıyorum, say ki, on numara vs. “gibi ifadelerin yanı sıra sıkça eklemledikleri “almış ise, vermiş ise, böyle ise” ‘ler de, dili nasıl bir kısır döngü içerisine soktuklarının diğer göstergeleridir. Ortak paydaları yazı olan tüm mesleklerde bu sorunlar ister istemez göze batmaktadır. Editörler, kontrol okumacılar(proofreader) bahsedilen yazıları düzeltmeye epey zaman harcamak durumundadırlar.

Çözüm önerilerinin başında, metni bir bütün olarak ele almanın ve tümü üzerinden kurgu, söylem, ifade ve yapı kullanımlarının seçimini değerlendirmenin önemine vakıf olunmalıdır. Belki yazıyı bitirdikten sonra kontrol için yeterli zaman tanınmayabilir. İlk birkaç yazı esnasında bir paragraftan ötekine geçerken dahi yapılabilecek hızlı bir okuma, tekrara düşülüp düşülmediğini gösterecektir. Hangi tekrarların yapıldığı ile ilgili tutulabilecek küçük bir not listesi tıpkı diyabetlerin veya tansiyon hastalarının tuttukları listeler gibi birkaç yazı sonrasında kişiye çok önemli ip uçları verecektir ve sorunu görmesi kadar kendi çözümünü kendisi bulması açısından da verimli olacaktır. Her dil kullanan bunu kullandığı dile olduğu kadar yaptığı işin etik kurallarına ve kendine olduğu kadar okura duyduğu saygıya da borçludur.

Yukarıda verilen öneriler tek çözüm budur dememekle birlikte dil kullananın kurgu yetisi ve dile hakimiyetiyle çeşitlenebilecek daha farklı alternatifler olduğu gerçeği kabul edilerek sadece içeriğe dokunmadan “BU” tekrarlarından uzak, rahatsız etmeyen söylemin olabileceğini göstermektedir.

 

 

KAYNAKÇA:

BAYKAN, Ali, Sosyal Kültürel Faktörlerin Çevirideki Rolü

SİNNER, Carsten 2013 Indem ich übersetze, übernehme ich Verantwortung Alles hängt mit allem zusammen: Translatologische  Independenz. Festschrift für Peter A. Schmitt. Berlin Franke&Timme 251-282( Çevirisi için bkz. DURDAĞI, A.N.  Çeviribilim Paradigmaları III.  1.Baskı 2017 Hiper Yayınları İstanbul)

 

YAZICI, Mine, Çeviri Etkinliği, Çeviribilimin Temel Kavram ve Kuramları, Yazılı Çeviri Edinci

İnternet Kaynakları:

www.tdk.gov.tr

http://www.bilisimdergi.com/Yasam-Yazilim-Dongusu-22-8.html 22.07.2017/ 21:02

http://www.pcworld.com.tr/gamepro/blizzardta-sasirtan-gelisme/ 22.07.2017/ 21:10

http://medid.ii.metu.edu.tr/yayinlar/zeyrek09_turkce.pdf 22.07.2017/ 22:00

 

Kısaltmalar:

DT: Doktora Tezi

MT: Mastır Tezi

BT: Bitirme Tezi

TDK: Türk Dil Kurumu

KM: Kaynak Metin

KD: Kaynak Dil

 

[1] Sinner, C. 2013 Indem ich übersetze, übernehme ich Verantwortung Alles hängt mit allem zusammen: Translatologische  Independenz. Festschrift für Peter A. Schmitt. Berlin Franke&Timme 251-282

[2] http://www.bilisimdergi.com/Yasam-Yazilim-Dongusu-22-8.html 22.07.2017/ 21:02

[3] http://www.pcworld.com.tr/gamepro/blizzardta-sasirtan-gelisme/ 22.07.2017/ 21:10

[4] http://medid.ii.metu.edu.tr/yayinlar/zeyrek09_turkce.pdf 22.07.2017/ 22:00

[5] Ali Baykan, SOSYAL-KÜLTÜREL FAKTÖRLERİN ÇEVİRİDEKİ ROLÜ

[6] M.Yazıcı, Çeviri Etkinliği, Çeviribilimin Temel Kavram ve Kuramları, Yazılı Çeviri Edinci