DragosferGenelGüncel

Korkuluk, yani içine korkumuzu koyduğumuz şey

Kork-u-luk türemiş isminin zihinlerimizde hızlıca canlandırdığı iki imge var,
Biri, kuşları ürkütüp yaklaştırmamak için tarlaya dikilen kuklakuşlar bostandaki korkuluk. Kuşlar dadanmasın diye. Onlara salacağı korkuyu içine koyduğumuz korkuluk, samandan kukla.
Diğeri merdivenlerin yanındaki. Düşmemizi engellemek için orada bulunan korkuluğa bu korkumuzu yükleyip basamakları güvenle inmeye devam ediyoruz.
Parmaklık anlamındaki korkuluk, Türkiye Türkçesinde ilk defa Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde 1683’te kullanılmış. Bostan korkuluğu anlamındaki korkulukla ise bundan çok sonra, 1876’de Ahmet Vefik Paşa’nın Lugat-ı Osmani’sinde karşılaşıyoruz.
Korkuluk, kullanıldığı yere göre birinde korku salarken, diğerinde korkuyu alıyor.
Her ihtimalde korkuluk, korkularımızı içine koymamız için hazır, bekliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir