Çeviri_Tavsiyelerikonferans çevirmenliğiSozluSözlü Çeviri

Kabinsiz simultane çeviri olmaz

Geçen gün bir dünya devi firmanın çok çok önemli bir toplantısında simultane çevirmen olarak görevliydim. Otel, salon, sahne, masa düzeni, karşılama, ikramlar her şey dört dörtlüktü. Organizatörler her detayı düşünmüşlerdi, bir tek şey hariç: Simultane Çeviri Kabini.

Kabin bizim işyerimizdir dostlar. Biz o kulübenin içerisinde çalışırız.

Çevirmen meslektaşımla birbirimize baktık; durumu yönetmek mi yoksa bu koşullarda çeviri yapmayı reddetmek mi gerekirdi, kararsızdık. Biz yönetmeyi tercih ettik; açıktaki masanın yerini ayarlamaya çalıştık, salona giriş çıkış ve bizim olduğumuz noktaya insan yaklaşmasını önleyecek tedbirler aldırdık. İşe yaradı mı, bence hayır. Çeviriyi yaptık mı evet. Beğenildi mi, kesinlikle. Bir müşterinin lüks etkinliği kurtarıldı mı, ne mutlu. Meslek standartlarımız düşüyor mu, hayır asla! Bu kesinlikle bir defalık bir durumdu ve taraflar hatalarını gayet iyi anladılar.

Benzer durumlar yaşanmasın diye bu minik yazıyı paylaşmak istedim. İşte size simultane çevirinin kabin içerisinde yapılmasının altı ana nedeni:

  1. Simultane çeviri tam konsantrasyon gerektiren bir meslektir. Çevirmen kulağıyla ve gözleriyle konuşmacıya, ağzı ve elleriyle dinleyicilere bağlıdır. Bu durumu iki ucundan çekilen gergin bir ipe benzetebiliriz. İpe yapılacak en ufak bir müdahale dengeyi bozacaktır. Konsantrasyonu bozulan çevirmen kaçınılmaz olarak hata yapar.
  2. Kabin ses ve görüntü izolasyonu sağlar. Dışarıdan gelen sesleri duymayız; bizim çeviri sesimiz de dışarı çıkmaz. Böylece ne toplantı salonunda, ne çevirmenlerin kabininde gürültü kirliliği yaşanmaz. Sessizlik, çevirmenin odaklanabilmesi için şarttır.  Ayrıca yanınızdan birisi geçerken, etrafınızda insanlar dolanırken ses çıkmasa da görsel olarak dikkatiniz dağılır. Simultane çeviri dikkat dağınıklığını tolere edebilecek bir iş değildir.
  3. Dış ortam sesinin dinleyicilere gitmesi rahatsız edicidir. Kabin kullanılmadığında çevirmenlerin mikrofonları dış ortam sesini de çekerler. Bu durumda çatal kaşık sesleri, telefon görüşmeleri, ikili diyaloglar çevirmenin mikrofonunun üzerinden salonun tamamına gider. Çeviri dinlemeye çalışanlar için arkadan bir takım gürültülerin gelmesi hiç hoş değildir.
  4. Çevirmenler kendi aralarında yardımlaşırlar. Birimiz çevirirken, diğeri not alır, rakamları, tarihleri kaçırmasın diye arkadaşına destek olur. Ayrıca bazen bilmediğimiz kelimelerle karşılaşırız ve kabindaşımıza danışırız.
  5. Kabin bir dinlenme yeri, bazen bir sığınaktır. 20 – 30 dakika boyunca dünyanın en yorucu işlerinden biri olan simultane çeviriyi yaptıktan sonra insan şöyle bir arkasına yaslanmak, belki bir kitap okumak, kahvesini yudumlamak ister. Bu anlamda kabin çevirmenlerin sığınağıdır.
  6. İnsanların ortasında çeviri yapmak hiç de hoş bir duygu değildir. Bırakalım simultane çeviriyi, kimi konferans çevirmenleri ardıl çeviri yapmayı sevmezler. İnsan içerisinde olmak ayrı bir duygudur. Kulağınızda kulaklık, önünüzde mikrofon eşzamanlı tercüme görevinize odaklanmaya çalışırken meraklı bakışların altında olmak hiç de rahatlatıcı değildir.

Sık karşılaştığımız bazı soruları bu vesileyle yazıma eklemek istiyorum.

Soru 1: Kabin kullanmasak çevirmen ses odasında otursa olur mu?

Hayır olmaz. Ses odası çeviri için tasarlanmamıştır; genellikle karanlıktır, sahneye uzaktır, görüşü zayıftır. Çoğu ses odasının havalandırması yetersizdir. İki simultane çevirmen ve ses teknisyenleri aynı odadayken oksijen miktarı hızla azalır. Oksijen azaldıkça beyne giden oksijen de azalır. Sonuç çeviride yavaşlama ve nüansların kaybolmasıdır. Vasat bir simultane çeviri kabul edilebilir bir çeviri değildir. Her şey bir yana, ses odasına sesçiler girer çıkar, kendi aralarında doğal olarak konuşur ve dikkatimizi dağıtırlar. Ayrıca, çoğu ses odasında telefon vardır ve o canım telefonlar çeviri sırasında çalarlar.

Soru 2: Salonumuz dar, kabini başka bir odaya kursak, oradan çevirseniz olur mu?

Hiç tercih etmesek de evet ama önümüze ekran koymanız, hem sunumu hem de konuşmacıyı görebileceğimiz kamera – video düzeneğini hazırlatmanız gerekir. Çünkü, anlatım sadece dilde değildir; beden dili, jest ve mimikler anlamı tamamlar. O nedenle kişiyi görmeden sadece sesini duyarak simultane çeviri eksik kalır. Önce espriler kaçar, sonra deyimler, sonra yorumlar, imalar, göndermeler havada asılı kalır, çevrilemezler. Ayrıca yan odaya girdiğimizde o odaya girip telefonla konuşamazsınız veya garsonların servis yolunu yan oda olarak kullanamazsınız.

Soru 3: İnfoportla çeviri yapıyorsunuz ama, bu yazdıklarınız çelişki değil mi?

Öncelikle Dragoman infoport yerine simulport öneriyor. Bu konuda şu yazımıza bakmanızı rica ediyorum. İnfoport ve simulport cihazları fabrika gezilerinde, saha turlarında ve gün içerisinde birden fazla mini toplantıya katılan heyetlerde önerdiğimiz çeviri ekipmanlarıdır. Bu cihazları bir – iki saati aşmayan kısa toplantılarda 10 – 12 kişilik gruplara yapılacak çevirilerde kullanmak mantıklıdır. Bazen de sadece bir – iki yöneticiye fısıltı çevirisi yapmamız istenir. Fısıltı yerine simulportla çalışmak daha şık, daha pratiktir. Ne simulport, ne infoport standart simultane çeviri ekipmanlarının yerini tutamaz; asla uzun toplantılarda ve büyük gruplarda kullanılmamalıdır.

Soru 4: Tamam kabin salonda bir kenarda dursun olmaz mı?

Hayır, kesinlikle olmaz. Kabinin konuşmacıları ve sahneyi cepheden görecek şekilde yerleştirilmesi en doğrusudur. Bu olmuyorsa 45 derecelik bir açıyla yandan yerleştirilebilir. Ama çok geride kalması, sahnenin yanında olması veya yan duvardan salona bakması kabul edilebilir koşullar değildir. Diğer yanıtlarımda da ifade ettiğim algı sadece sesle değil görüntüyle birlikte yaşanan bir bütünlüktür. Görerek ve duyarak çevirmek, sadece duyarak çevirmekten daha sağlıklıdır. Tabi bu yazdıklarım çeviride mükemmeliği arayan, hiçbir rakamın, tarihin, ismin, ürün özelliğinin atlanmasına tahammülü olmayan titiz müşteriler için. Anlaşıldığı kadar çevirsin yeter diyenlerdenseniz standartlar size göre değil.

Soru 5: Simultane çeviri kabinin standart ölçüleri var mıdır?

Evet, vardır!

İki çevirmenlik kabin: 2 m x 2 m x 1.60 m (En, yükseklik, derinlik)

Üç çevirmenlik kabin: 2.40 m x 2 m x 1.60 m (En, yükseklik, derinlik)

Dört çevirmenlik kabin: 3.20 m x 2 m x 1.60 m (En, yükseklik, derinlik)

TS ISO 2603 konferans salonlarına inşa edilen sabit kabinlerin standartlarını, TS ISO 4043 ise taşınabilir çeviri kabinlerinin standartlarını belirler. Bu standartları incelediğinizde, ebatlar, kabin içi sıcaklık, havalandırma, akustik, aydınlatma ve yalıtım değerleri ve kullanılacak ekipmanların nitelikleri başta olmak üzere profesyonel tercüme ve başarılı bir konferans organizasyonu için gereken tüm detaylar yer almaktadır. 

Ne yazık ki memleketimizde kullanılan ve yerli üretim olan kabinlerin bir kısmı yükseklik standardını ihlal etmektedir. Bu ebatlar hem kabine giriş çıkış ve içeride çalışırken ki konfor, hem de çevirmenlerinin işlerini yapabilmesi için gereken oksijen seviyesi ve akustik ortam için gereklidir. Küçük kabin hem havasızdır, terletir, bunaltır. Hem de akustiği zayıftır, ses zayıf, içi boş kalır; çevirmenler çeviriye başladıklarında kabin içi gürültü yükselir bu da çevirmeni gereksiz yorar. Hele birden çok kabinin yanyana çalıştığı durumlarda standart dışı kabinlerin izolasyon eksikliği işin tadını iyice kaçırır.

Bazı işletmeciler ticari nedenlerle küçük kabin, pratik kabin, otel asansörüne uygun kabin, bez kabin, yarım kabin gibi muhtelif adlarla ve bahanelerle çevirmen sağlığını hiçe saymakta, yüzbinlerce lira masraf yapan organizatör firmaların bütçelerine de saygısızlık yapmaktadır. Bu işin standardı vardır, Türk Standartları Enstitüsü ve ISO son noktayı koymuştur. İşini, mesleğini ciddiye alanlar, en yüksek standardı tercih etmelidir.

Unutmayalım ki çeviri kabini, konferans çevirmenlerinin işyeridir. İşyerimize saygı duyulmasını bekliyoruz.