Dragosferkonferans çevirmenliğiSözlü Çeviri

En Çok Hangi CEO’ları Çevirdim

 

Yirmi küsur senelik çevirmenlik kariyerimde yaptığım sözlü çevirilerin yarıdan fazlası CEO’lara, yönetim kurullarına, tahkim görüşmelerine, şirket birleşme ve satın alma süreçlerine, şirket içi toplantılara ve dev reklam konkurlarına olmuştur.

Bugün düşündüm en çok hangi CEO’lara çeviri yaptım? Bu çeviriler sırasında neler öğrendim? Kesin gün ve toplantı sayısını hesaplamam kolay değil çünkü bazen bir CEO ile günlerce seyahat edip onlarca toplantıya girersiniz. Bazılarını da, gizlilik ilkemiz nedeniyle, bir sosyal medya makalesinde, henüz bu yaşlarımda yazabilir miyim emin değilim. İlkeler bir yana, şahsım ve ekibim adına imzaladığım toplam gizlilik tazminatlarının ederi 200 milyon Euro’nun üzerindedir. O halde binin üzerinde toplantıdan derleyebildiğim anıları makyajlayarak paylaşmak en iyisi.

Bir numarada yeni Çevre ve Şehircilik Bakanımız, Emlak Konut eski Genel Müdürü Murat Kurum var. Sayın Kurum’la 2010’daki halka arzlarına hazırlık süreçlerinde Unicredit ve TSKB danışmanlığında hazırlandığı günden bugüne yüzlerce toplantıda sekiz yıl aralıksız çalıştık. Bu görevlerin pek çoğunda sevgili meslektaşım Gökçen Ezber’le, bazen de Amerika’dan destek olan sevgili Hande Altuğ’la birlikteydik.

Murat Bey’in toplantılarında yabancı yatırımcılarla en olumsuz durumlarda dahi etkili iletişim kurabilmeyi öğrendim. Emlak Konut’un daima bir stratejisi, farklı coğrafyalara yayılan ve günlük olarak takip edilen yatırımcı ilişkileri ve kendini ikna edici yöntemlerle anlatma kapasitesi olmuştur. Emlak Konut’u yatırımcılara anlatmak ve ülkemize yatırım çekmek için sabahın sekizinden itibaren günde 6-7 toplantıya katılıp, bir haftada Avrupa’dan Amerika’ya on farklı şehre yolculuk ettiğimiz olmuştur. Bu tempoya dayanmak için çok uyumlu bir ekip çalışması gerekir.

İkinci sırada 2005 – 2006 arası Koçbank -Yapı Kredi birleşmesinde eşlik ettiğimiz Kemal Kaya – Federico Ghizzoni ikilisi geliyor. Kendi ifadeleriyle, bir uçağın motorunu havadayken değiştirmeyi başarmak kadar zordu iki bankayı birleştirirken yeşil renkli banka başta olmak üzere rakiplerle mücadele ama bunu layıkıyla ifa ettiklerini düşünüyorum.

Bu toplantılarda eski ortağım sevgili Özlem Tezcan Çollu, zaman zaman Bahar Eriş, Salih Tahir, Emine Deliorman, Özge Birinci ve hem İngilizcesi hem İtalyancasıyla mesleğimizin yüzaklarından Sedat Bornovalı ile çalıştık. Bazen haftada üç şehre gittiğimiz olurdu. Koçbank – YKB birleşmesinde şirket içi iletişimi dijital duyuru kanallarıyla değil, çalışanlarının gözlerinin içine bakarak yapmanın önemini gördüm.

Sanırım ilk CEO çevirisi deneyimim Bursa’da yatırımları olan bir Amerikan otomobil firmasındaydı. Yıl 1997 veya 1998. Kendisine eşlik ediyorum. Toplantılar bittiğinde ön koltuğa geçmiş, beni arkaya oturtmuş, radyodan güzel bir rock müzik açtırıp İstanbul’a kadar şarkılar söylemişti.

Düzenli ilk CEO ve yönetim kurulu toplantı serim ise, 2003 yılında Arçelik Direktörler Kurulu toplantılarında başladı. Efsanevi Genel Müdür Aka Gündüz Özdemir liderliğinde kah Sütlüce, kah Çayırova veya Beylikdüzü’nde, kah bir yurtdışı iştirak ziyaretinde kah Koç Holding brifingindeydik. Gündüz Bey saha satışından gelen bir yöneticiydi, adeta Arçelik’in en ücra bayilerini ismen ve ailecek tanıyordu. Ben ki toplantılara erken giderim, vardığımda o hep makamındaydı. Bu kapıdan saat 8’den sonra hiç girmedim Ümit’cim demiştir. İhracatta güçlü bir Türk firmasının, gerçek anlamda küresel bir markaya evrilişi Gündüz Bey ve ekibinin, ve ardından onun mirasını geliştirenlerin, cesareti sayesinde olmuştur. Ekipteki her bir ismin de ayrı birer yıldız olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Arçelik’e sayısı 20’yi bulan seçkin bir çevirmen kadrosuyla hizmet verdiğimizin altını çizmeliyim.

Direktörler toplantıları sanılmasın ki basını ağırlamak kadar nazik ve gösterişlidir. Tansiyonun aniden yükselebildiği bu devler arenasında çevirmen olmak istiyorsanız sağduyunuz, önsezileriniz ve özgüveninizin çok yüksek olması gerek. Çeviride %100 değil %110 netlikle çalışmak nedir derseniz direktörler toplantısına buyurun derim.

En zorlandığım çeviriler, sözlü çeviriye beni ite kalka başlatan, hocalık yapan, bir dönem çalıştığım çeviri şirketi Persona’nın müdürü, sevgili Murat Erduran’ın referansıyla dahil olduğum 1999’dan 2002’ye kadar aralıklarla devam eden bir tahkim davasıydı. Ben ülkemizde yatırımları olan bir yabancı firmaya hizmet veriyordum. Ekipte Yale’den avukatlar, Londra’dan Lord ünvanlı hukukçular, ülkemizin en muteber hukuk bürolarının bizzat kurucuları vardı. İlk klasik Jaguar’a o ustadlarla toplantılara giderken binmiştim. Ahşap kaplamaları ne güzeldi. Hukuk İngilizcemi kendilerine borçluyum.

Bir dönem Vodafone’nun Macar asıllı CEO’su Attila Vitai için çalıştım. Hemen her sabah masasında basın özetlerini isterdi. Yazılı çeviri ekibimiz gün doğmadan hemen önce işbaşı yapar ve özetleri yetiştirirdi. Basın danışmanları ki daha sonraları Doğan Yayın Grubunda üst yönetime kadar yükselmiştir, o zaman Beşiktaş’taki mütevazı ofisimizi ziyaret ettiğinde bir küçük odadan bünyesinde İngilizce ve Amerikalı editörleri barındıran geniş bir çevirmen ekibini yönetmemize şaşırmıştı. Basını günü gününe izlemenin ve ustaca yönlendirmenin önemini o günlerde öğrendim.

Hatıralarımda en nadide yeri merhum Sakıp Sabancı kaplıyor. Sakıp Beyle teşrik-i mesaimiz destekçisi olduğu Special Olympics – Özel Olimpiyatlar etkinlikleriyle sınırlıydı. Bazen kızı Dilek Hanım da toplantılara katılırdı. Bir defasında Atlı Köşk’te Special Olympics Dünya Başkanını ağırlamışlardı. Tevazunun tanımını o akşam öğrendim belki ve belki hayatımın en zarif ve en titrek geçen akşam yemeğiydi. Yine bir defasında Nakkaştepe’den çıkıp, Karaköy’deki Sabancı Üniversitesi binasına akşam köprü trafiğinde gitmem gerekiyordu. Kendisinin haberi yoktu elbet ama trafik polisine Sakıp Beyin toplantısına yetişmem gerekiyor dediğimizde tüm yolları açmışlardı. Bu halk onu gönülden seviyordu. Ben de tamamen gönüllü bir ekibin parçası olduğum o günleri ve birlikte çalışma fırsatı bulduğum rahmetli Paşamız Eşref Bitlis’in oğlu Tarık Bitlis’i saygıyla anıyorum.

CEO diyemeyiz ama eski İstanbul Büyükşehir Başkanı Dr. Kadir Topbaş’ın toplantılarında uzun yıllar tercüme yaptım. Belediyenin her daim kadrolu çevirmenleri ve dil asistanları olur. Sanıyorum belirli bir kupun üstündeki etkinliklerde dışarıdan destek almayı tercih ediyorlardı. Kadir Bey kibar ve otoriter tarzıyla ortama her daim hakim olan, işini, İstanbul’u çok seven bir başkandı; misafirlerine karşı daima güleryüzlüydü.

2008’deki Halka arzdan sonra o dönem Halkbank Genel Müdürü şimdi Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın ve ekibiyle çalıştım. Hüseyin Bey’le roadshow tercümanlığı kavramı hayatımın bir parçası oldu. Dev kurumların başındayken insana çok teklif geliyor. Hüseyin Beyin bir defasında şu yanıtını çevirmiştim; “Söyle şunlara Ümit’cim, ben vatandaş Hüseyin olarak yapmadığımı, Halkbank Genel Müdürü olarak yapmam”. Tamah etmemek, kurumu için hep daha iyisini isterken kendi namına gözü tok olmak, tanıdığım başarılı liderlerin ortak noktası.

Roadshow işlerine girince dünyanın hakimlerini tanıyorsunuz dostlar. 30’lu yaşlarında 100 milyarlık fonları yöneten ve milyarlarca dolarlık para hareketlerine bir talimatlarıyla yön veren bankacıları kast ediyorum. Merril Lynch, Goldman Sachs, Lehman Brothers (müflis), Morgan Stanley, JP Morgan, Societe Generale, Citibank, Fidelity, Lazard, Vanguard ve daha nice firmayla tanışma ve çalışma fırsatım oldu. Bir de onların hukuk danışmanları var tabi White & Case, Sherman & Sterling, Mckinzie, King & Spalding ve diğerleri.

CEO çevirileri hep finans, hukuk, derin bilgi, yüksek tansiyon ve stres içerisinde geçmiyor elbet. Bazen CEO için toplantıya çağırırlar, bir bakarsınız sahnede Cem Yılmaz veya Ali Poyrazoğlu, şirket için özel bir şov hazırlamışlar sizden çevirmeniz beklenir. Anında çeviriyle CEO’yu güldürmek hiç de kolay sanılmasın. Ön sırada fısıltı çevirisi yaparken komedyenden “güldürerek çevirelim lütfen” pasını alabilirsiniz.

Sonraları kişisel dostluğumuz da gelişen bir diğer CEO Allianz Türkiye’nin birkaç dönem önceki CEO’su Alexander Ankel’di. Allianz Sigorta için, Koç Allianz’ken başlayan CEO çevirmenliğim, önce Allianz oluşlarına, sonra Yapı Kredi Sigortayla birleşmelerine birkaç Genel Müdür boyunca tanıklık etti. Alex Bey’le çalışma arkadaşlarıyla dost olabilmeyi, birlikte gülüp eğlenebilmeyi ama yeri geldiğinde buz mavisi bir Alman çizgisi çekebilmeyi öğendim.

Pek çok dönemecine eşlik ettiğim bir diğer kurum Ülker Grubudur. Murat Beyin halka arzlarında, şirket birleşmelerinde, satın almalarında ve varlık satışlarında çokça görev aldım. Her şirketinde farklı genel müdürler olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Bende iz bırakan Bizim Toptan’ın halka arz dönemindeki CEO’su Recep Özalp olmuştur. Recep Bey bir salon erkeği değildi, yatırımcı ağzıyla konuşmazdı. Sabri Ülker’in yadigarlarından bir baba dostu olan Recep Bey’in gücü içtenliğinde ve tevazusundaydı. Finans diliyle olmasa da gönül diliyle rekor denebilecek bir IPO başarısına imza atmıştır.

Bu makale ilerledikçe gözümün önünden nice toplantı aktı; AKSA Enerji, Türk Telekom, Pirelli, LEGO, TSKB, TEB, ING, Kiler Grubu, Abdi İbrahim, Roche, Ali Raif, Eczacıbaşı, Schering Plough, Kale Grubu, muhtelif GYO’lar, Unilever, P&G ve Gilette, THY, Şekerbank, Alternatif Bank, BSH, Doğuş Otomotiv, Hyundai ve Toyota gibi nice kurumun CEO’larına ve üst yönetimine yaptığım çevirileri düşündüm. Bir yatırım bankasının New York konferansında fon yöneticileri, “Have you monopolized Turkish M&A market?” diye takılmışlardı. Ben de “Just a matter of trust” demiştim.

Konferans çevirmenlerinin üstlendiği sorumluluk devasa. Sadece simultane çeviri değil, yeri geliyor ardıl çeviri, yeri geliyor fısıltı çevirisi, bazen tele konferans çevirisi yapıyorsunuz. Çeviri bir yana, C-seviyesindeki yöneticilerin temposuna ayak uydurmak inanılmaz bir enerji gerektiriyor. Daima formda olacaksınız, eksik çeviriyi geçtim, en ufak nüansı, vurguyu atlamayacaksınız. Sizin çevirinizi dinleyenler adeta doğrudan CEO’yla konuşuyormuş havasını hissetmeli. Öyle iyi çevirmelisiniz ki, öyle pürüzsüz ve şeffaf bir iletişim köprüsü kurmalısınız ki, çeviriniz ve siz görünmez olmalısınız.

Yıllardır şahsıma ve Dragoman ekibine güvenen yöneticilere teşekkürlerimi sunuyorum. Sizlerle geçen yıllarda o kadar çok şey öğrendim ki, çift MBA yapsam ancak bu kadar olurdu.

Birlikte nice güzel ve başarılı toplantılara diyorum.