Çeviri TeknolojileriÇeviri_Tavsiyeleri

Çeviri bütçesinde teknolojinin payı

Kurumlar çeviri bütçelerini belirlerken sayfa sayısına, kelime sayısına veya karakter sayısına bakıyorlar. Çeviri bütçelerinde teknolojiye pay ayıran kurumlar, yeni bir harcama kalemi çıkmasına rağmen yıl sonunda daha karlı çıkıyorlar. Nasıl mı?

Yeni teknolojileri ustalıkla kullanan firmalar çeviri harcamalarında tasarruf ediyorlar. Akıllı firmalarda teknoloji angaryaya son veriyor. Marka ve isim vermeden yaşayan birkaç örnekle izah etmeye çalışayım.

  1. Bir yazılım firması Uzak Doğudaki ve Kuzey Amerika’daki ofisleriyle yazılımlarını geliştiriyor. Türkçe yerelleştirmesi Türkiyede yapılıyor. Yazılım ortamlarına kurdukları bir küçük eklenti sayesinde bir yandan “agile development” yaparken, bir yandan çevrilecek içeriği bulut ortamında çeviri ve test ekipleriyle paylaşıyorlar. Bunun için çeviri ofisi tarafında ilave proje yöneticisi kullanılmıyor. İçerik ek bir yazılımla çevirmenlere gidiyor, kontrolü tamamlanınca tekrar yazılım firmasına dönüyor. Saat farkını teknoloji farkıyla kapatıyorlar. İdari kadronun fazla mesai yapmasına veya asistan kadrosunu büyütmesine gerek kalmıyor. Daha önemlisi, yazılım geliştirme aşamasındayken yerelleştirmesi eş zamanlı olarak yapılıyor. Bu yazılım firmasının programları, blogları ve yardım menüleri Türkçemize rakiplerinden daha hızlı ulaşıyor.
  2. Bir reklam ajansı imalat sektöründeki müşterilerinin kataloglarını InDesign ortamında hazırlıyor. InDesign sunucusuyla entegre çalışan bulut ortamında katalogları çeviri ekibiyle paylaşıyor. Çeviri ekibi İngilizce, Arapça ve Rusça gibi farklı alfabelerle doğrudan InDesign dosyaları üzerinde çalışıyorlar. Daha doğrusu çalıştıkları platform InDesign ile entegre. Bu sayede katalogların her dilde sıfırdan yapılması, grafiker alfabeyi anlayamadığı için metinleri hatalı yerleştirmesi gibi sorunlar tarih oluyor. Reklam ajansı hızlı ve kaliteli yerelleştirme sağlarken imalat sektöründeki müşterinin ürünü pazara ulaştırma süresi dramatik anlamda kısalıyor. Grafikerlerin sinir katsayılarının korunması da cabası.
  3. Tanınmış online alışveriş sitesi birkaç dilde satış yapıyor ve sitesine sürekli yeni ürün giriyor. Her yeni ürün girişinde, çeviri ekibine bir minik eklenti yardımıyla ürün bilgileri bulut platform üzerinden ulaşıyor. Çevirisi yapılan ve “sitenin sanal bir kopyası üzerinde” işlerliği test edilen içerik, arada başkaca web admin / tasarımcı müdahalesi gerekmeden yayına giriyor. Yayını hiç kesilmeden satışlarına devam eden alış veriş sitesi cirosunu rakiplerine göre kat kat artırıyor. Site adminlerinin ve marka yöneticilerinin, hangi minik sayfacıkta çeviri eksikliği olduğunu ararken gözlerinin kan çanağına dönmesine son verilmesi bence en büyük artısı. En değerli çalışanlarını angaryalarla yormuyorlar.
  4. Bir özel hastane grubu günde onlarca yabancı hastası için röntgen, kan tahlili, MR, ve epikriz raporları hazırlıyor. Bu raporların temel alanları ve özel bir bulgu olmadığı müddetçe açıklama bilgileri yüzde 90 oranında aynı olduğundan hastane sunucularına kurdukları bir çeviri yönetim platformu yardımıyla raporlarda daha önceden çevrilmiş yerleri tekrar çevirmiyorlar. Çevirmenler sadece yeni bir içerik varsa onu çeviriyor. Bu sayede daha önce 10 çevirmenle iki günde tamamlanabilen çeviri sadece 5 kişilik bir çeviri ekibiyle sabahtan öğlene kadar yapılabiliyor. Kullandıkları platform tüm medikal terimleri gösterdiği için raporlarda basit kavram hatalarının da önüne geçmiş oluyorlar. Daha çok yabancı hastaya, daha güvenle hizmet veriyor, hastaların sigorta / ödeyen kurumlarıyla daha hızlı ve sağlıklı yazışabiliyorlar.
  5. Bir halkla ilişkiler firması her sabah belirli saatlerde haber özetlerini yabancı müşterilerine ulaştırmaya çalışıyor. Diğer PR firmaları gazete kupürlerini tarayıp JPEG formatında çevirmenlere gönderirken, bu firma haberleri doğrudan çevirmenlere metin olarak ulaştırmayı başarıyor. Kurduğu basit arayüzle her yeni haber eklendiğinde çevirmenlere bildirim gidiyor. Çevirmenler ortak bir bulut-havuz içerisinde çevirileri yapıyorlar ve çeviriler tamamlandıkça ajansın portalına kendiliğinden düşüyorlar. Arada ilave e-posta, telefon, whatsapp mesajı gerekmiyor. “Günaydın”, “Selam” ve “Kolay gelsin” mesajları hariç. Üstelik, ellerindeki mobil uygulamayla çevirinin ne durumda olduğunu ne kadarının tamamlandığını izleyebiliyor, gerekirse çevirmenlerle chat’leşebiliyor hatta çeviri hatalarına müdahale edebiliyorlar. Habercilikte ve PR’da hız en önemli artı.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Teknoloji angaryaya son veriyor, en değerli çalışanlarınızın en sıkıcı görevlerde tükenmesini önlüyor, uzun mesai saatlerinden ve sat farkını takip güçlüğünden kurtarıyor.

Teknoloji alfabe uyumsuzluklarını yaşatmıyor, çeviri için yaşanan e-posta trafiğini ciddi bir aksilik çıkmadıkça bitiriyor.

Teknoloji pazara çıkış sürelerini kısaltıyor, müşteri hizmetlerinde dil engelini ortadan kaldırıyor, yazılım ve dijital yayıncılık güncelleştirmelerini kolaylaştırıyor.

Yazdıklarım hayal değil, uzak değil, aslına bakarsanız maharet de değil ama, büyük bir ama var. Pazarlama yöneticileriniz, ürün yöneticileriniz, kurumsal iletişimcileriniz, habercilerimiz yeni teknolojileri yeterince takip etmiyorlar.

Eskiden Microsoft Ofis programlarını iyi kullanmak yeterliydi belki. Şimdi web eklentilerinden anlamak, cross-platform çalışabilmek, içerik yönetimiyle tasarım ve yerelleştirme arasında entegrasyon kurabilmek gerekiyor.

Bahsettiklerimi yapmak için milyon dolarlık yatırımlar gerekmiyor. Ama birkaç binle birkaç on bin arasında harcamayı göze almak şart.

Harcanacak para bir şey değil, Word, Excel, PDF ve Outlook dışında ve belki WeTransfer dışında program kullanmaya bir direnç var. Bu direnci bir an önce kırmak gerekiyor.

4. sanayi devrimi diyorsak, robotlardan ve otomasyondan bahsediyorsak, akıllı teknolojilerin kullanım alanını fabrikalarla ve tüketici elektroniğiyle sınırlamayalım.

Yerelleştirme, çeviri ve içerik yönetimi satışın, pazarlamanın kalbi, ihracat ve ithalatın sessiz aracılarıdır.

Yeni teknolojileri takip edin, zaman ve paradan tasarruf ederken kaliteden taviz vermeyin.